Baba ve Çocuk Bağlanması

Çocuklar dünyaya geldiklerinde karşılaştığı ilk sosyal ortamı ailesidir. Çocukların gelişiminde ve hayatında çok önemli yeri olan aile içinde gerek anne gerek babasıyla farklı iletişim dili geliştirir. Ailedeki ilk iletişim adımları, toplum içindeki diğer insanlarla olan etkileşimin ilk basamağıdır. Bu anlamda çocuklar kişiler arası ilişkileri ilk aile içinde keşfeder. Aile içinde yaşadığı deneyim kadar da topluma uyum sağlar. Bu yüzden aile içi roller, çocukların dünyaya bakış açısını geliştirir. Ailede anne ve baba rolü toplumun yapısı ve çağın şartlarına göre devamlı değişiklik göstermiştir. Toplum değişkenliği anne ve babanın rollerini büyük oranda etkilemiştir. Bundan en büyük nasibini alan babalık rolüdür.
Dünyada 1970’ten sonra “yeni babalık” kavramı ortaya çıkmıştır. Bu yıllardan itibaren insan alışkanlıkları yeni bir sosyolojik yapı kazandırmıştır. Bu yapı, babalık rolünde beklenmedik bir değişime yol açmıştır. Geçmiş toplum algısında her zaman çocukların gelişiminde en büyük rolü anne yüklenmiştir. Çocuğun bakımına, beslenmesine ve gelişimine odaklanırken her zaman ilk olarak anneyi eğitmek akla gelmiştir. Babalık rolü ikinci planda kalmıştır. Bu durumda babanın aile içindeki rolü; korumak, sorumluluk almak, maddi destek, evi geçindirmek, otorite, disiplin vs. gibi geleneksel/eskimiş anlayışlara sıkıştırılmıştır. Yeni babalık kavramı, babanın ailedeki pasif rolünü anneyle eşit bir hale getirerek aktifleşmesini sağlamıştır. Yeni babalık rolüyle birlikte çocukların çevreye daha iyi uyum sağladığı, sosyal kaygılardan uzaklaştığı, özgüvenli bir yapıya büründüğü ve bilişsel gelişiminde pozitif etkilendiği ortaya çıkmıştır. Tüm bunların yanı sıra sadece çocuğa değil anne-baba arasındaki eş uyumu artarak eşlerin birbirlerine olan sevgi ve saygısı artmıştır.
Yeni babalık rolünün çocuğa sağladığı; bilişsel, sosyal-duygusal, kişilik ve cinsel kimliğine olan faydalarını makalenin sonunda ayrı ayrı açıklayacağım. Açıklamadan hemen önce babalık rolü ve babaya yüklenen sorumlulukların tarih içindeki değişimine bir göz atalım.
Babalık Rolünün Tarihsel Süreçte Değişimi
Anne gezindiğin bağ, baba yaslandığın dağdır.
Atasözü
Ailedeki iş bölümü biyolojik durumun sonucu olarak değil, kültürel ve ekonomik bağlar içinde oluşmaktadır.1 Geçmişte babaların çocuğa karşı mesafeli ve katı bir tutum sergileyen disiplin edici rolü ön plandadır. Buna sebep olan en önemli şey, ataerkil toplum anlayışıdır. Toplumun beklentilerinde çocuğu doyurmak, temizlemek, beslemek, ilgilenmek ve oynamak erkek işi değil kadın işi gibi görünmektedir. Toplumda bu davranışları sergilemek insan içinde erkek statüsünü kaybetme kaygısına yol açabiliyor. Çocuğun bakımını eşiyle paylaşan baba rolü zamanla benimsenmeye başlanmıştır.
Babalık rolünün ilk bilinen hali (18 ve 19. yy) ahlak öğretmenliğiydi, çocuğuna kutsal kitapla ilgili doğru bilgileri aktarmak, ahlaklı bireyler yetiştirmek babaların o dönemdeki etkin rolüydü. Çocuğa yazılı olmayan yasa ve normları annelerden çok babaların sorumluluğundaydı**.2 2017**
Babanın evin geçimini sağlama görevi 18. yüzyılda başlayan Sanayi Devrimi ile artmıştır. O çağda ihtiyaç duyulan insan gücü erkeklere ihtiyaç duymuş ve kadınlar evlerinde çocuklarıyla ilgilenmeye başlamıştır. Zamanın toplum yapısının alışkanlıkları günümüze de hala yansımaktadır.
20.yüzyılın başlarında başlayan Küreselleşme ise başka bir toplumsal değişim geliştirdi. Konuştuğumuz konu kapsamında değişimin sonuçlarından en önemlisi kadınların iş hayatına katılımıdır. Geleneksel yapıdan daha modern topluma geçişi temsil eden bu dönemde kadın ve erkek eşitliği gündeme geldi ve kadınların iş hayatına katılması da gerekli kılındı. Cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kalkmasıyla birlikte yasalara da yansıyan eşit haklar, eşit statü dengesi gibi toplumsal değişimler aile içine de yansıyarak anne-baba rol ve görevlerini de değiştirmiştir. Bu yeni dönemde eşler arası görevler paylaşma usulüne geçmiştir. Sorumlulukları erkek veya kadın işi olarak değil, çocuğun iyiliği için her şey olarak bakmak önemlidir. Türkiye’de de yasalara şöyle yansımıştır. 17 Şubat 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu’nun 152. Maddesinde yer alan “Aile reisi kocadır.” hükmü 1 Ocak 2002 tarihinde değiştirilmiştir. Bu madde yerini “Evlilik birliğini eşler beraber yönetirler.” hükmüne bırakmıştır**.3 2015**
Anne-Baba-Bebek Bağlanma İlişkileri
Literatürde bağlanma ilişkileri üzerinde yapılan çalışmalar incelendiğinde bebeklerin anneleri ile kurdukları ilişkiler üzerinde oldukça fazla sayıda çalışmanın var olduğu gözlenmektedir. Ayrıca babaların da bebekleriyle bir bağlanma ilişkisi yaşadığını ve bu ilişkinin bebeklerin gelişimi üzerinde önemli rol oynadığını belirten araştırma bulguları da her geçen gün artmaktadır**.4 2004.**
Bebeklik dönemi 0-1 arası yaş aralığını kapsamaktadır. Maslow İhtiyaçlar Hiyerarşisine göre bebekler en çok fizyolojik ihtiyaç duyar. Bunlar; açlık, susuzluk, uyku, sağlık, beslenmedir. Bu gereksinimlerin karşılanması güven duygusunu sağlar. Ebeveynin bebeğe ilgisi ve ihtiyaçlarını gidermesi yönünde ebeveyn-bebek bağı güçlenir. Bebekle aralarında geçen bu etkileşimi psikolog John Bowlby, Bağlanma Kuramı ile açıklamıştır. Bowlby, bu kuramı anne-bebek arasındaki ilişkisini merkeze alıp deneyler yaparak ortaya atmıştır. Maccoby 1980 yılında yapmış olduğu çalışmasında, babaya bağlanmanın üç ay sonra geliştiğini belirtirken, anne-bebek ve baba-bebek ilişkisinin diğer açılardan benzer olduğunu vurgulamaktadır.3 2004
Bebek anne karnında anne kokusu ve anne sesine duyarlı olarak doğar. Bebek anne karnındayken aynı zamanda dışarıdaki seslere de duyarlı olur. Bu anlamda doğduğunda babanın sesini de tanıyabilir. Doğum sonrası anne kokusu, bebeğin tanıdığı ilk kokudur. Koku, yenidoğan bir bebeğin güven anlamı taşır. Özellikle anne kokusu olmakla birlikte ikincil olarak baba kokusuna doğduktan sonra aşina olması sağlanmalıdır.
Micheal Lamb’ a (2001) göre bebekte gelişen “ihtiyaç duyduğum şeyleri yerine getirecek bu kişilere güvenebilirim” duygusu, bağlanmanın en önemli öğesidir. Böylelikle bebek hayatındaki özel insanlara güvenmeyi öğrenmiş olacaktır. Lamb, bebeklerin bağlanma ilişkisi kurdukları ilk kişiler arasında babaların da yer aldığını belirtmektedir. Lamb, bebek, ebeveynlerle güven temeline dayalı deneyimler yaşayabildiği takdirde, bu duygusunu genelleyerek sosyal dünyaya yöneltebileceğini belirtmektedir. Diğer bir deyişle, çocuğun ebeveynleriyle kurduğu etkileşimlerin verimliliği, etkililiği ve güvenilirliği boyutunda başkalarıyla etkileşime girebileceği ifade edilmektedir.4 2004
Babalık Rolünün Çocuğun Gelişimine Katkıları
Bilişsel Gelişiminde Rolü:
Bilişsel Gelişimin ünlü kuramcısı Piaget’e göre zekâ, çevreye uyum sağlama yeteneğidir. Algılama, duyumdan sonra gelir. İnsan ilk önce görür, koklar, işitir daha sonra onun hakkında yorumlamaya başlar ve buna algılama denir.
Babalar annelere göre çocuklarına daha bağımsız davranabildikleri ve çevreyi keşfedebilecekleri bir tutum sergilerler. Bu tutum çocuğun uyarıcı bir çevreyle karşılaşmasına olanak sağlar. Çevredeki uyaranlarla karşılaşan çocuğun analitik becerisi, sözel zekâsı ve akademik başarısı olumlu etkilenerek bilişsel gelişimine katkıda bulunur. Literatürde babanın çocuğuna gösterdiği ilgi ile çocuğun bilişsel düzeyi arasında bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Özellikle yaşamlarının ilk yıllarında babalarının çocuğuna ayırdığı kaliteli zaman, birlikte yaptıkları etkinlikler çocuğun bilişsel düzeyini geliştiren önemlidir. Yaşamın ilk yıllarında babasıyla etkileşim içinde olan çocukların olmayanlara göre daha yüksek akademik performans gösterdiği, okula hazırlık sorunu yaşamadıkları, zekâ seviyelerinin daha yüksek olduğu yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.5 2021
Sosyal Duygusal Gelişiminde Rolü:
Bebeğin göz iletişimi kurması, gülümsemesi, gülümsemeye tepki vermesi, ilgi çekmek için ağlaması, ilgi gösterilmediğinde tepki vermesi gibi davranışları ilk sosyal ve duygusal tepkilerdir. Erdoğan (2004), babanın çocuğuna gösterdiği yüksek ilgi ile çocuğun empati kurma becerisi ve girişimci davranışlarının olumlu yönde etkilendiğini ifade etmektedir. Bu durum çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini sağlıklı etkilemektedir. Pek çok araştırma çalışması, babaların katılımı ile küçük çocukların sosyal gelişimi arasındaki ilişkiyi keşfetmeye odaklanmıştır. Küçük çocukların duygusal iyilik halini araştıran araştırmacılar, ilgili babaların çocuklarının stres ve yeni durumlarla başa çıkmada daha iyi, daha olumlu akran ilişkilerine sahip olduğu, başkaları tarafından daha çok sevildiği ve sosyal etkinliklere daha iyi katıldıklarını belirlemişlerdir. Ayrıca çalışmalarda baba yoksunluğunun çocuktaki durumluk ve sürekli kaygıyla, mutsuzluk ve davranış problemleri ile ilişkili olduğu görülmektedir.
Cinsel-Rol Gelişiminde Rolü:
Doğuşta anatomik farklılıklar olsa da çocuklar cinsel kimliklerini 3 ile 6 yaş arasında kazanırlar. Cinsel kimliğin kazanılmasında ve cinsiyet yöneliminin farklılaşmasında cinsiyete özel rollerin benimsenmesi gerekmektedir. Cinsiyet rollerinin benimsenmesinde, her iki cinsiyetteki çocukların da anne-babalarıyla özdeşim kurması çok önemlidir. Erkek çocuğunda cinsiyet kavramının belirginleşmesinde, kız çocuğundaysa karşı cinse duyulan ilginin şekillenmesinde babaların önemli etkilileri vardır. Çünkü kız çocuklarının hayatlarındaki tanıdıkları ilk erkek babalarıdır. Bu nedenle baba ile kurulan iletişim ve etkileşim, gelecekteki karşı cinsle kurulacak olan ilişkilerin şeklini ve kalitesini belirlemektedir.
Kişilik Gelişiminde Rolü:
Bireyin içinde bulunduğu toplumda mutlu bir yaşam sürebilmesi için sağlık bir kişiliğinin olması gerekir. Kişilik gelişimi ömür boyu devam etse de gelişiminin temellerinin atıldığı çocukluk dönemi çok önemlidir. Özdemir ve arkadaşlarına göre (2012), “Çocuklar hem genel birtakım tutumları hem de özel bazı davranışları, anne-babayı gözleyerek öğrenirler.” Çocuğun kişilik gelişiminde babanın katılımı önemlidir. Özellikle ilk 5 yıldaki baba-çocuk etkileşimi çocuğun kişilik gelişiminde çok etkilidir. Çünkü çocuğun kişiliğinin temel yapısı altı yaşına kadar oluşmaktadır. Baba-çocuk etkileşiminde babanın çocuğa karşı nasıl davrandığı önemli bir unsur olarak görülmektedir. Babanın çocuğuna gösterdiği tutum ve davranışlar, çocuğun kişiliğinin gelişmesini sağlayan etkenlerden biridir. Baba iletişiminin ve katılımının yüksek olduğu aile ortamlarında büyüyen çocuklar olumlu kişilik geliştirmede oldukça avantajlı oldukları ifade edilmektedir.
Anne ve Baba Eğitimi
Günümüzde erkeklerin baba rolünde katılımlarını arttırmak, evde çocuk bakımı ve ev işlerinde daha fazla sorumluluk almalarına neden ihtiyaç duyulduğunu anlatmak ve ebeveyn olarak daha etkin olmalarını sağlayarak yeterliliklerini arttırmak amacıyla erkeklerin dahil edildiği çeşitli eğitim programları geliştirilmiştir. Bu programlar erkeklere, ebeveyn rolünde çocuklarıyla çözemedikleri bazı problemlerin üstesinden gelebilmeleri için çeşitli fırsatlar sunmaktadır.3
Bu programlar şöyledir:
Anne-Çocuk Eğitim Programı (AÇEP) : 5-6 yaş arası okula gidemeyen çocukların ailelerine yöneliktir.
Baba Destek Programı (BADEP) : 2-10 yaş çocuğa sahip ailelere yöneliktir. 15 Haftalık bir eğitimdir. Babalık rolünün çocuk gelişimindeki etkilerine yönelik programdır.
Anne Baba Okulu: İstanbul Üniversitesinin uyguladığı 33 saatlik anne, baba ve aile içi eğitimi kapsamaktadır. İstanbul’da oturan aileler içindir.
Aile Çocuk Eğitim Programı: 0-6 yaş çocuğa sahip olan ailelere yöneliktir. Aile içi ilişki, hamilelik ve beslenme konuları ön plandadır.
Okul Öncesi Veli Çocuk Eğitim Programı: Okul öncesi eğitimi alan çocukların anne ve babalarına yönelik bir programdır. 28 hafta sürmektedir.
Genel olarak özetlemek gerekirse, babalar, çocukları için kimi gün bir sırdaş, kimi gün çeşitli etkinlikleri keyif içinde yaptırabilen bir eğitimci, kimi gün uçurtma uçurtabilen, oyunlar oynatabilen bir arkadaş, kimi gün okul çalışmalarında ve ödevlerinde yardımcı olan bir öğretici, kimi gün standartları ve ahlaki kavramları biçimlendiren aynı zamanda da bir model olarak taklit edilebilen bir yetişkin rolünü oynamaktadırlar. Babanın çocuğun eğitiminde devreye girmesi genellikle ikinci yılda veya ikinci yılın sonunda gerçekleşir. Çünkü bebeklikten çıkmaya başlayan çocuk, hareketleri ve yarım konuşmasıyla babasının dikkatini çeker. Çocuğu iki yaşlarına varınca, ona yakınlaşmaya başlayan bir baba, babalık görevini yerine getirmekte gecikmiş sayılır, çünkü babalık bebeklik döneminin sonunda başlamaz. İlk 5 yaş kilit bir zamandır. Baba, çocuğu doğduğu andan itibaren, hatta daha çocuk anne karnında iken ona ilgi duymalı, sevgi ve şefkat beslemelidir.