Geçmişteki Benliğine Karşı Düello
Geçmişteki Benliğine Karşı Bir Düello
Çocukluk; kişinin mizacından, ailesinden ve içinde büyüdüğü çevreden taşıdığı özelliklerle, yaşadığı yeni deneyimlerin iç içe geçtiği bir dönem. Geleceğe ilişkin pek çok eğilimin, ilginin ve davranış örüntüsünün ilk izleri bu yıllarda oluşur. Çocuk gelişiminde sıkça vurgulanan bir gerçek vardır: "Çocuk, taklit ederek öğrenir." Taklit ediyor olması zihnin düşüncelerle değil eylemlerle dolu olduğunu gösterir. Genelde bu çağda Prefrontal korteks ön plana alınır ama bu süregelen hatadır.
Özellikle okul öncesi dönemde çocuk, dünyayı çoğunlukla eylemleri aracılığıyla tanır. Önce dener, ardından ortaya çıkan sonucu gözlemler ve yaşadığı deneyime bir anlam vermeye çalışır. Bu süreci “Yap–Gör–Düşün” şeklinde ifade edebiliriz. Çocuk, henüz yetişkinler gibi uzun uzun değerlendirerek harekete geçmez direkt eylemde bulunur. Dokunur, dener, tekrar eder; bazen başarır, bazen yanılır. Haz alma, rahatsızlık duyma, yetişkinlerden aldığı geri bildirimler ve deneyimin tekrarlanması, çocukta doğruya ve yanlışa ilişkin ilk değerlendirmeleri oluşturur.
Bu dönemde beynin karar verme, planlama ve dürtüleri kontrol etme süreçleri henüz gelişmemiştir. Bu nedenle çocuktan bir yetişkin gibi düşünmesini, duygularını her zaman kontrol etmesini veya davranışlarının bütün sonuçlarını önceden hesaplamasını beklemek doğru değildir. Bu ebeveynlerin yaptığı en temel hataların başında gelir. Yetişkin gibi yargılar ama ona bebek gibi davranır. Bu benim gördüğüm en büyük ÇELİŞKİ. Çocuğun düşüncesi çoğu zaman hareketin, oyunun ve somut deneyimin içinden doğar.
Bu süreç yaş aldıkça yavaş yavaş değişir. Eyleme geçmeden önce düşünme, farklı olasılıkları değerlendirme ve geçmiş deneyimlerden yararlanma becerisi gelişir. “Yap–Gör–Düşün” düzeni zamanla “Düşün–Yap–Değerlendir” biçimine dönüşmeye başlar.
Yaş aldıkça yaşam deneyimlerimiz çoğalır; ailemiz, eğitimimiz ve sosyal çevremiz doğrultusunda çeşitli yargılar ve düşünce kalıpları oluştururuz. Her yeni deneyim, önceki düşüncelerimizi değiştirebilir, geliştirebilir ya da üzerini örtebilir. Bununla birlikte bütün bu yapıların temelinde, erken çocukluk döneminde kurduğumuz ilişkilerin ve yaşadığımız deneyimlerin izleri bulunur.
Üniversiteye hazırlanma döneminde kendimize yöneltilen “Ben ne yapmaktan hoşlanıyorum?” sorusu bunun en basit örneklerinden biridir. Bu soru, aslında insanın kendi geçmişine yaptığı bir yolculuktur. Bazen karar verebilmek için yönlendirilmeye ihtiyaç duyarız. Yine de seçimlerimizin önemli bir bölümü, geçmişteki benliğimizin ilgilerinden, duygularından ve deneyimlerinden beslenir.
Burada geçmişe ilişkin olumsuz bir anlam kurmak istemiyorum. Söylemek istediğim, “Geçmişini unut ve onu kara kaplı bir defterin içine kapat,” değildir. Tam tersine: Geçmişteki benliğini tanı, onun ihtiyaçlarını, korkularını, güçlü yanlarını ve hayallerini anlamaya çalış. Bugün verdiğin kararları doğru ve yanlış süzgecinden geçirirken aradığın cevapların bir kısmı, geçmişteki senin içinde saklı olabilir.
Görsele baktığımda; krem rengi ve zırhsız giysileri, deri botları ve ahşap savaş araçlarıyla bir çocuk, karşısındaki şövalyeye bakıyor. Çocuğun gardı düşmüş; bedeni rahat, hatta savunmasız görünüyor. Çünkü karşısında gördüğü kişi gerçek bir düşman değil. Belki de gelecekte ulaşmak istediği benliğin bir yansıması.
Başlıkta “düello” kelimesini kullanmamın amacı, kişinin kendi benliğine yönelik olumsuz bir yargı oluşturmak değildi. Aksine, insanın geçmişiyle geleceği arasında yaşanan güçlü karşılaşmayı anlatabilmek için bu güçlü kelimeyi seçtim.
Bu sahnede gördüğüm şey, bir çocuğun şövalyeye yenilgisi değil. Şövalyenin, geçmişteki benliğine bakarak kendi yolculuğunu yeniden okuması. Çocuk, onun geride bıraktığı zayıflık değil; bugünkü gücünün, hayallerinin ve seçimlerinin başlangıç noktasıdır.
Görsele baktığımda hissettiğim duygulardı bunlar. İşte burada, geçmişin yargısı gelecekte düşünsel düelloya dönüşür. İnsan, gelecekte olmak istediği kişiye ulaşırken geçmişteki benliğini yenmek zorunda değildir. Onu anlamalı, yanında taşımalı ve onunla birlikte büyümelidir.