16 Ekim 2026
/
Makale

Öğrenci, Öğretmen ve Akademisyen olarak Froebel

Öğrenci, Öğretmen ve Akademisyen olarak Froebel
Öğrenci, Öğretmen ve Akademisyen olarak Froebel

Friedrich Froebel (1782-1852), modern anaokulu fikrinin kurucusu olarak kabul edilir. Öğrencilik ve öğretmenlik yaşamı boyunca kendini sorgulayan, iç dünyasına yönelen ve doğayı merakla gözlemleyen bir insan olarak karşımıza çıkar. Botanik, mineraloji ve diğer doğa bilimlerine duyduğu ilgi, insanın gelişimini anlamaya yönelik düşüncelerini besledi. Bu nedenle yaşam öyküsü ve entelektüel merakları, erken çocukluk eğitimi üzerine görüşlerini anlamak açısından önemli bir yere sahiptir.

Froebel, 21 Nisan 1782’de, küçük Schwarzburg-Rudolstadt Prensliği’nde, Thüringen Ormanı’ndaki Oberweissbach köyünde doğdu. Doğumundan kısa süre sonra annesinin sağlığı kötüye gitmeye başladı ve henüz o 9 aylıkken annesini kaybetti. Froebel, bu kaybın yaşamındaki etkisini otobiyografisinde şu sözlerle anlatır: “Bu kayıp, benim için ağır bir darbe oldu ve varlığımın tüm çevresini ve gelişimini etkiledi.”

Froebel dört yaşındayken babası Jakob yeniden evlendi. Bu dönemde ebeveyn sevgisine duyduğu özlemi derinden hisseden Froebel, üvey annesini büyük bir sevgiyle karşıladı. Başlangıçta karşılık bulan bu sevgi, onu mutlu etti ancak üvey annesi, kendi oğlunun doğumundan sonra aralarındaki ilişki değişti.

Froebel bu dönemde kendini dışlanmış, yalnız ve kederli hissetmişti. Üvey annesinin hayatına girişi, mutlu ve doğasını geliştirmiş ancak yeni bir çocuğun dünyaya gelmesi kendini yalnız hissettirmişti. Froebel bu hissi şöyle belirtir: ‘Kendi oğlunun doğumundan kısa bir süre sonra, ben henüz çocukluğumun başlarındayken, üvey annem benimle konuşurken sempatik, yürekleri birleştiren "sen" zamirini kullanmayı bıraktı ve konuşma biçimlerimizin en yabancılaştırıcı olanı olan üçüncü şahısla hitap etmeye başladı. Ve bu hitap biçiminde üçüncü şahıs, "o", hitap edilen kişiyi izole ettiği için, üvey annemle aramda büyük bir uçurum yarattı.Çocukluğumun başında, kendimi tamamen yalnız hissediyordum ve ruhum kederle doluydu.​’

​Baba Jakob, geleneksel eski ortodoks teoloji anlayışına bağlı lüterci bir papazdı ve yaşadığı köyün yerel kilisesinde din adamı olarak hizmet veriyordu. Aile içinde eski hristiyan geleneğini ilke edinerek iyiliği, ahlakı ve aydın kalmayı öğütlerdi. Günün her sabah ve akşamında birlikte ayin yapmayı ve mümkünse her Pazar günü dini ibadetler için aile bir araya gelirdi. Pazar günleri ayine katılmak babasının katı kurallarından biriydi.

Küçük Froebel, bu kuralı esnetemezdi. Bu anlamda Froebel'in iç dünyası duyusal ve ruhani boyuta evriliyordu. Babasına danışmaya gelen insanlarla arasındaki sohbetleri dinlemesi ve babasının dini ilahilerle yaptığı alıntılar, aslında Froebel’in dilinin mistik ve sembolik etkisini ortaya koyuyor.

Babasının bu sosyal ilişkilerine şahit olan Froebel, kendi iç dünyasında kendini var edebilmek için sert bir şekilde kabuğunu kırması ve bunun için gereken bir gücü bulmaya gereksinim duyuyordu.

Froebel karakterini anlamak, ev dinamiklerini iyi anlamaktan geçer. Ev, diğer binalar, duvarlar, çitler ve tel örgülerle çevriliydi ve ayrıca dış avlu, bir otlak ve bir sebze bahçesiyle de kuşatılmıştı. 18 yaşına kadar ailesi ile birlikte yaşayan Froebel'in ev ortamında son derece aktif iki ebeveyni görüyoruz. Anne ve babası düzeni seven, aktif ve mümkün olan her şekilde iyileştirmeye uğraşan bir çift. Baba Jacob'ın en sevdiği uğraşları arasında bahçe işleri vardı. Froebel, babasına bitki ve çiçek işlerinde yardımcı olurken doğa, onun içinde gözlem ve düşünme nesnesi haline geldi. Karakterinin şekillenmesinde doğa çok dikkat çekicidir.

Froebel, eğitim hayatına bir kız köy okulunda başlar. Bu köy okulunun seçilme sebebi ahlaki yargılara uygun, zeka, tertip ve düzen konusunda dikkat çekiciydi. Froebel, bu köy okulunun kendisi için en uygun okul olduğunu söylemektedir.

Genç Froebel, karakterinin şekillenmesindeki belirleyici etkiyi şu şekilde aktarmıştır: 'Annesiz büyüdüm; beden eğitimim ihmal edildi ve sonuç olarak birçok kötü alışkanlık edindim. Her zaman bir şeyler yapmayı severdim, ancak beceriksizliğim yüzünden malzeme, zaman ve yer seçiminde hatalar yapardım ve bu nedenle sık sık ebeveynlerimin şiddetli hoşnutsuzluğunu çekerdim'

Dini ritüellerin baskılanması, İsa'yı takip etmek, Mesih'in hizmetine girmek gibi öğreti ve emirler, Genç Froebel'i cezadan korkmayı, masumluğunu gizlemeyi ve yalan söylemesini teşvik etmiştir. Bu durum Amcasının eve ziyarete gelmesi ve onun yanına taşınmasına kadar sürdü. Amcasıyla birlikte hayatı pozitif anlamda evrilmeye başladı. Amcasının öğütleri; nazik, yumuşak ve sevgi doluydu. Amcasının evi onun eğitime bakış açısına katkıda bulunmuş ve Froebel'in hayatına şu yorumu katmıştır: 'Bir çocuğa, çocuk doğasıyla uyumlu taleplerde bulunulduğunda, bunları yerine getirmekte tereddüt etmez; ve bunları tamamen ve koşulsuz olarak kabul ettiği gibi, tamamen ve koşulsuz olarak da yerine getirir.'

Froebel meslek seçimi, baba Jakob'un etkisini de göstermektedir. Kendi isteği ve iradesiyle ilk yapmak istediği şey çiftçilikti çünkü eğitimi için aile gerekli maddi koşulları karşılayamıyordu. Bu niyet, üvey annesinin kesin kararıyla verilmişti. Dağları, ormanı ve tarlalara olan sevgisi onun ilgisini çiftçiliğe sevk etti. 1797 yılının yaz ortasında 15 yaşında 2 yıllığına bir adamın yanında çırak olarak çalıştı.

Hayatının bu evresinde botanik, matematik ve aritmetik üzerine bilgiler edindi. Bitkiler onu kendi dünyasına merakla içine çekiyordu. Çıraklığı öz-gözlem, iç-düşünme, öz-öğretim ve ahlaki konularda geliştirmişti çünkü dini emirlere kıyasla kendi iç dünyasına yoğunlaşmıştı.

1799 yılında çıraklığı sona erdi. Bu 2 yıl içerisinde matematik ve botanik konusundan bilgisini genişletmiş ve artık daha kapsamlı çalışmalar yapmak istiyordu. Üniversiteye başlamayı gözünden geçirdi ancak ailesi hala onun maddi konusunda destekleyemezdi. Aklına annesinden miras kalan küçük bir mülkü hatırladı. Mülkü satışa koydu. Bu sayede 17 yaşında Genç Froebel, üniversite öğrenimine başlamış oldu.

Üniversite yıllarında edebiyata ilgisi artan Froebel, Goethe ve Schiller gibi Alman edebiyatının önemli yazarlarının eserlerini tanımaya başladı. Matematiğini ilerletmesi onun mimarlığa olan odağını arttırdı.
Sürekli kendini ve yaptıklarını sorgulayan Froebel'in zihni, mesleki anlamda kendine ciddi sorular sormaya başladı:
"Bir insanın hayatına yakışır bir mimari eser ortaya koyabilir misin? Bunu insanlığın kültürü ve yücelmesi için kullanabilir misin?"
O sırada henüz yeni kurulmuş olan bir model okulun müdürü olan Gruner ile tanıştı. Gruner, Froebel'e çarpıcı bir iş teklifinde bulundu:
"Ah, mimarlığı bırakın; bu sizin mesleğiniz değil. Öğretmen olun. Kendi okulumuzda bir öğretmene ihtiyacımız var. Kabul ettiğinizi söyleyin, yer sizin olsun."
Tereddüt etmeden teklifi kabul eden Froebel Gruner'in okulunda öğretmen olarak göreve başladı. Gruner, Pestalozzi'nin öğrencisiydi ve o zamanlar eğitim denince akla ilk gelen isim Pestalozzi'idi.

Froebel bu anları şöyle anlatır: "Gençliğin huzursuzluğu, daha doğrusu her zaman sevgiyle bana yol gösteren o şans, beni beklenmedik bir şekilde, insanlık bilgisi ve iç dünyama nüfuz eden bakışıyla beni ilk görüşmemizde mimarlık mesleğinden öğretmenlik ve eğitimcilik mesleğine yönlendiren bir adamla ilişkiye soktu; bu iki meslek daha önce aklıma bile gelmemişti, hele ki hayatımın gelecekteki hedefleri olarak hiç görünmemişti.Ama dokuz ila on bir yaşları arasındaki otuz kırk erkek çocuğunun önünde kendimi ilk bulduğumda (çünkü bana öğretmenlik yapmam için tahsis edilen sınıf buydu) kendimi tamamen evimde hissettim.​"

Froebel, kendini sürekli sorgulayan ve eylemlerini etüt eden bir zihne sahipti. İçinde büyüdüğü ortam koşulları içerisinde baskıya maruz kalması Froebel'i kendi iç dünyasına dönmesini ve içine kapanık bir birey haline getirmişti. Çocukluğundan bu yana bünyesinde hissettiği toplum baskısı ve sorgulanma hali onun düşünce hayatını entelektüel sorularla bürüdü. Ne büyük şansımız var ki onun güçlü karakteri, ondan bilimsel ve pedagojik düşünen bir adam yarattı.

Ardından şu soruları sordu kendine: "Temel eğitim nedir? Pestalozzi'nin savunduğu eğitim yöntemlerinin değeri nedir? Her şeyden önemlisi, eğitimin amacı nedir?"

Froebel, her zaman doğayı, neşe ve mutluluk ile eşleştirirdi. Aradığı tüm soruların cevaplarını doğada arardı. Çiçek ve bitkilerin büyümesine gösterilen özen gibi çocukların eğitimenin de benzer yönleri olduğunu düşünürdü.

Pestalozzi ile geçirdiği dönem, Froebel’in eğitime bakışını şekillendiren önemli deneyimlerden biri olmuştur. Pestalozzi’nin konuşmaları, insanın daha iyi ve daha soylu bir yaşam kurabileceğine olan inancını güçlendirmiştir. Froebel, burada öğrendiği eğitim anlayışını kendi ülkesine de taşımak istiyordu. Aritmetik, resim, dil, doğa bilimleri ve müzik gibi farklı alanlarla ilgilenirken Pestalozzi’nin yöntemlerini yakından gözlemleme fırsatı buldu. Ancak bu deneyim, zamanla onun eğitim üzerine yeni sorular sormasına ve kendi görüşlerini geliştirmesine yol açtı.

Froebel’in eleştirisinin merkezinde, Pestalozzi’nin yöntemlerinin yeterince bilimsel bir temele dayanmaması vardı. Ona göre eğitim, deneyimlere ve eğitimcinin kişisel tercihlerine dayanmanın ötesine geçmeli, insanın doğasını ve gelişimini yöneten yasaları anlamalıydı. Pestalozzi’nin çalışmalarına değer vermekle birlikte, bu çalışmaların insanı bütün yönleriyle yetiştirmek için yeterli olmadığını düşünüyordu. Froebel’in aradığı, çocuğun iç dünyasını, bedensel gelişimini ve yaratıcı faaliyetlerini bir arada ele alan bir eğitim anlayışıydı.

Bu ayrım, çocuğun öğrenme sürecindeki rolünde daha açık görülmektedir. Froebel’e göre çocuk, yalnızca kendisine sunulan nesneleri tanıyan ve bilgi alan bir varlık değildi. Aynı zamanda üreten, oluşturan ve kendi içinden gelen istekle harekete geçen bir varlıktı. Bu nedenle Pestalozzi’nin nesne odaklı öğretimini yeterli bulmadı.

Eğitimin görevi, çocuğun gönüllü faaliyetlerini uyandırmak ve doğuştan gelen yeteneklerinin gelişmesine yardımcı olmaktı. Bir çiftçi nasıl bitkinin içinde olmayan bir şeyi yaratmıyorsa eğitimci de çocukta yeni bir doğa yaratamazdı. Onun görevi, çocuğun sahip olduğu güçleri tanımak ve gelişmeleri için uygun koşulları sağlamaktı.

Froebel, çocuğun nasıl eğitileceğinin yine çocuğun kendisinden öğrenilmesi gerektiğini savunuyordu. Bu anlayışta oyun ve doğa önemli bir yere sahipti. Oyun oynayan çocuklarda hem zihni hem de bedeni harekete geçiren bir güç görüyordu. Pestalozzi’nin düzenlediği yürüyüşler de doğayla kurduğu bağı güçlendirdi. Doğa, Froebel için insanı geliştiren, güçlendiren ve düşünmeye yönelten bir ortam olmaya devam etti. Böylece çocukluğundan beri sürdürdüğü doğa gözlemleri, eğitim üzerine düşünceleriyle birleşti.

Bu sorgulamalar, dikkatini çocukluğun en erken yıllarına ve aile içindeki eğitime yöneltti. Pestalozzi’nin “Anneler Kitabı”nın yerine, kadınların yararlanabileceği daha kapsamlı bir teorik ve pratik sistem geliştirmeyi amaçladı. Çocuğun gelişimini destekleyebilecek bilgi ve becerilere sahip annelerin yetişmesini gerekli görüyordu. Ona göre anne, çocuğun ilk bakımını üstlenen, öğrenme isteğini besleyen ve dünyayla ilişki kurmasına yardımcı olan kişiydi. Eğitim kurumlarının da bu şefkatli ve geliştirici yaklaşımı sürdürmesini istiyordu.

Kindergarten’ın kuruluşuna giden yolda Burgdorf deneyimi önemli bir yer tuttu. Bern’den gelen bir heyet, Froebel’i Burgdorf’ta bir yetimhane kurmaya davet etti. Froebel ise çalışmalarının yalnızca yetim çocuklarla sınırlı kalmamasını istedi. Bu şartların kabul edilmesiyle görevi geldi. Burada öğretmenlere yönelik kurslar da verdi. Belirli aralıklarla bir araya gelen öğretmenler, deneyimlerini paylaşıyor ve çeşitli çalışmalarla bilgilerini geliştiriyordu.

Eşinin endişe verici şekilde hastalandı. Doktorlar, eşinin sağlığı için şiddetle İsviçre dağ havasından uzak durmasını önerdi. Froebel, hem eşinin rahatsızlığı hem de bölgede giderek artan rahiplerin bağnazlığı onu kısıtlıyordu Bu yüzden görevinden istifa etmesine izin verilmesini istedi.

Almanya dönüşünde, küçük çocukların eğitimine yönelik bir okul kurma düşüncesi zihninde sürekli tekrarlanıyordu. Artık bu düşünceye uygun bir isim arıyordu. Bir gün arkadaşlarıyla Blankenburg’a doğru yürürken aradığı ismi buldu: "Ah, keşke en küçük çocuğuma uygun bir isim bulabilsem!" diye tekrarlıyordu. Blankenburg ayaklarımızın dibindeydi ve o, kasvetli bir şekilde ona doğru yürüdü. Aniden, sanki zincire vurulmuş gibi olduğu yerde durdu ve gözleri harika, neredeyse ışıldayan bir parlaklık kazandı. Sonra dağlara öyle bir bağırdı ki, gökyüzünün dört bir yanına yankılandı: " Eurêka! Buldum!" Yeni kurumun adı "Kinder Garten" yani "Çocuk Bahçesi" olacaktır.

Bu isim, öyle güzel bir isim ki çiftçilikten kalan hatıralarını yansıttığı orjinal bir isim. Hem çocukları doğada yetişmesi gereken bir canlı olarak hem de çocukların filizlendiği bir bahçe olarak tanımlıyor. Çocuk Bahçesi… Bu isim metaforik olarak zihinde yer eden çarpıcı bir buluş...

Froebel, okulun rolünü, şefkatle besleyen annenin yerini almak olarak gördü ve yaratıcı düşünceyi önemsedi. Bir çocuğun en basit yetenekleri bile asla ihmal edilmemesi gerektiğini dile getirdi.

Biyografiyi Froebel’in şu cümlesiyle bitirmek istiyorum:

Eğitimci olarak ilk girişimimi tek bir cümleyle özetlemek gerekirse, öğrencilerime mümkün olan en iyi eğitimi, en iyi yetiştirmeyi ve kültürü vermeye tüm gücümle gayret ettim, ancak o zamanki konumumda ve kendi edindiğim kültür seviyesinde niyetimi gerçekleştiremedim, amacımı başaramadım.

Kaynaklar:

Froebel’in Otobiyografisi

Froebel’in Kronolojik Biyografisi

Kindergarten Kuruluş

Froebel’in Kindergarten Pedagojisi

← Anasayfaya dön